İK’CILARIN KARŞISINDAKİ YÖNETİCİLER

Gereğinde eleştirdim gereğinde de hakkını verdim ilaç sektörünün. Türkiye’de profesyonel olarak çalışmak isteyen biri için tartışmasız en kalburüstü ve entellektüel alan ilaç sektörü. Hele İstanbul’daki merkez ofislere geldikçe çıta iyice yükseliyor. Konu insan kaynakları trendleri olunca Andre Gide’nin de dediği gibi, artık arkamızda kalan sahilin görüntüsünü kaybetme cesaretini göstermeye başlamamız gerekiyor. Artık iş hayatına giren yeni kuşakların değişen anlayışlarına ve beklentilerine cevap verebilecek insan kaynakları politikalarının geliştirilmesi ihtiyacı yatıyor.

2010 yılına geldiğimizde iş hayatına hakim olan X kuşağı; daha kanaatkar, marka sadakati yüksek, göreceli olarak daha çabuk tatmin olan, teknoloji ile ileri yaşlarda tanışmış ve radikal değerlerin savunucusu bir kuşak olarak bizleri bugünlere kadar getirmiştir. Şirketlerin üst düzey yönetimlerinin büyük bir çoğunluğunu, günümüzde bu kuşak oluştururken, şu an zaten kullanılmakta olan insan kaynakları uygulamalarını başarıyla hayata geçiren kişiler de onlardır. X kuşağının tetiklediği; motivasyon, kariyer planlama ve geliştirme, dış kaynak kullanımı, koçluk ve akıl hocalığı gibi günümüzde belirli bir ölçeğin üzerindeki tüm şirketlerin hayata geçirdiği uygulamalar da İnsan Kaynakları departmanlarının sorumluluk alanına eklenmiştir.

Günümüzde şirketlerin orta düzey yönetim ve alt düzeyinde görev almaya başlayan Y kuşağının ve alttan gelen milenyum Z kuşağının ihtiyaçlarının farklılaşması, yeni trendlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Dünyada şirketler, bahsi geçen yeni kuşakları elde tutabilmek için yeni ve çekici politikalar uygulamaya başlamışlardır. Türkiye’de de durum bundan çok farklı değil. Z kuşağının anne ve babası olan Y kuşağı; teknoloji ile dost, direkt emir almaktan ve ast olmaktan hoşlanmayan, kendi fikirlerine çok önem veren, esnek yöneticilerle çalışmaktan hoşlanan, sorumluluk almaktan kaçınmayıp hırslı ve üretken olan; ama en önemlisi uzun süreli sadakat gösteremeyen bir kuşak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kuşak için, Türkiye’de İnsan Kaynakları departmanlarının kabuk değiştirmeye başlaması hiç de şaşırtıcı değil. Bu yeni ve alışıldık olmayan istekleri karşılamak ve bu kişileri elde tutabilmek amacıyla son dönemlerde ortaya çıkan kavramların en önemlisi Yetenek Yönetimi.

İlaç sektörünün gurur verici İK uygulamalarına rağmen eleştirilecek bazı yanlarımız da yok değil. Ancak burada ne yazık ki İK departmanlarına değil de yönetici olan bizlere yöneltmek istiyorum okları. Son derece profesyonelce yapılan işe alım süreçlerine karşın ilgili yöneticiler genelde kendi adayları yönünde ısrarcı olmaktadırlar. Son 5 yılda özellikle artan örneklere baktığımızda eski çalışanlar, okul arkadaşları ya da tanıdıkların stratejik rollerde daha fazla yer bulduğunu görmekteyiz. Güven ve bağlılık duygusu İK bölümünün profesyonel süreçleri ile çatışmaya girmektedir. Birlikte şirket değiştiren ekiplere de rastlamaktayız! Daha da ilginç bir konu da 10 yıl önce hiç görmediğimiz bir trendi ara sıra duymaya başladığımızdır. Şirketinden ayrılıp rakip ya da diğer bir firmaya geçen bazı çalışanlar bir süre sonra (genellikle 1 yıl içinde) eski şirketlerine aynı pozisyonlarında geri dönmektedir. Bu konunun kariyer beklentisinde olan daha genç nesiller üzerinde yaratacağı demotivasyon bir inceleme konusu bile olabilir.

Sonuçta gündelik hayatımızı bu bölümlerin uygulamaları ile idame ettiriyoruz. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası tarafından 2007 yılında yapılan bir çalışmaya göre, ilaç profesyoneli sayısı 1997 - 2007 yılları arasında 15.146’dan 25.000’e çıkmış, %60’lık bir artış meydana gelmiştir. Depolar ve tüm çalışanların aileleri de göz önüne alındığında yaklaşık 100.000 kişilik dev bir kitleden söz etmek mümkündür. Son fiyat değişiklikleri öncesinde Türk İlaç Pazarı’nın 2011 sonrası çift hanelerle büyüyeceği ve 2014’te de yerini koruyarak dünyanın en büyük 15. ilaç pazarı olacağı belirtiliyordu. Ancak Yunanistan fiyatları ve ek iskontaların üzerine bir de ziyaret yasaklarının eklenmesi ciddi küçülmelere neden olacaktır. 2012 Hatta 2013’e kadar başta saha ekipleri olmak üzere tüm firmaların çalışan sayılarında bir fedakarlık yapması muhtemeldir. Buradan alıncak mesaj kişinin kendini rafineleştirmesi gereğidir. Unutmayın 25 Yıldır CNN’de aralıksız program yapan kelime sihirbazı Larry King son yayınında konuşamamış, CNN de yerini dolduracak kişiyi hemen açıklayamamıştır. Sonuçta işler onları yapanlarla değer ve kimlik kazanmaktadır.

Makale: DR. OZAN BATIGÜN


OzanBatigun@OzanBatigun.com
www.OzanBatigun.com
www.twitter.com/OzanBatigun