ŞOK VE DEĞİŞİM

Günlük hayatın ve iş hayatının hatta doğanın ayrılmaz gerçeği “değişim” kavramıdır.

İnsan özünde “değişmek” ister, daha iyiye doğru değişmek. Aslında bu istek beraberinde bir
farkındalığın da bulunduğunun işaretidir. “Daha iyi” olanı istemek için önce mevcutta sahip olunanın
“yeteri kadar iyi olmadığının” farkında olmak gerekir ki bu çok önemli ve gerekli olan ilk adımdır.

Devamında sözkonusu değişimi tam anlamıyla “istemek” ve buna göre bir “hedef belirlemek” gerekir; belirlenen hedefe ulaşmak için gerekli yol haritası ve aksiyon planı oluşturulur ve uygulamaya geçirilir.
Fakat günümüzde yoğun bir şekilde özüne yabancılaşan ve makinalaşan insan alışılagelen düzen ve işleyiş içerisinde dışarıdan bir “şok” gelmediği sürece “değişim”in aslında ne kadar önemli ve tüm yaşam formları için sürekli ve kaçınılmaz olduğu gerçeği ile yüzleşmez, hatta yüzleşmekten kaçar.

Birçok kişi ve kurum bir şekilde içinde bulunduğu ve kendince uyum sağladığı konumu ve işleyişi sorgulamadan yaşar, hatta mevcut durumu koruma eğilimi içerisinde olur. “Değişim” kavramıyla tanışmaya başladığı anda gelişen bir refleks ile buna karşı gelir; “ne gerek var, iyi kötü böyle idare ediyoruz” şarkısı söylenir, çünkü değişim bir soru işaretidir, çok daha iyiyi vadetse de soru işareti olması yeter, itilir, reddedilir.

Dikkat çekmeye çalıştığım bu kavramları kısa ve öz şekilde açıklayan bir yemek tarifi vardır, “kurbağa çorbası”nın tarifidir bu. Eğer önce suyu kaynatıp sonra kurbağayı içine atarsanız, kurbağa kaynar suya değdiği anda can havliyle sıçrayarak kendini dışarı atar ve kurtulur. Fakat su soğukken kurbağayı suya koyarsanız ve tencerenin altını kısık ateşte tutarsanız, su yavaş yavaş ısınır; kurbağa bunun keyfini çıkarmaya başlar, sonra su ısındıkça kurbağa şişmeye başlar ve gittikçe ağırlaşır. Su kaynamaya başladığında ise artık o kadar ağırlaşmıştır ki sıçrayıp dışarıya atamaz kendini ve kurbağa çorbasının baş malzemesi olmuştur artık.

Çorba tarifinin başında belirttiğim kaynar su bir “şok”tur. Ölüm yolculuğunda olan kurbağa bu şok sayesinde hayatta kalmayı başarır. Günlük hayatımızda birçok şokla karşılaşırız; ekonomik krizler, şirket organizasyon yapılarında kökten değişiklikler, işten atılma, çok riskli ama değerli bir pozisyona atanma, vb. Bu “şok”lar “değişim” kavramının ne kadar önemli ve gerekli olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğu için aynı zamanda müthiş bir fırsatlardır.

Bunu gören, anlayan ve içselleştirebilenler yaşam sanatını layığıyla icra edebilenlerdir; hayata tutunup aynı zamanda da yepyeni açılımlarla sürekli kendilerini geliştirirler.

Değişime direnip, eski şarkıları söyleyenler, ılık suda keyif yapan kurbağanın sonunu yaşarlar.

Yazan: Erman ERYAMAN